Cevap 4: Hayır!

Doğal hayatın devamlılığının sağlanması için dere yatağına
bırakılması öngörülen su miktarına “can suyu” denilmektedir. Su
Kullanım Hakkına Dair Yönetmelik gereğince, hidroelektrik üretim
tesisi kuran şirketler, doğal hayatın idamesini sağlayacak miktarda
suyu dere yatağına bırakmakla yükümlüdür.

Yönetmelikte, dere yatağına bırakılacak can suyu miktarı,
HES projesine esas alınan son on yıllık ortalama akımın en
az %10’u olarak saptanmıştır.

ÇED sürecinde ekolojik ihtiyaçları tespit ederek bu miktarın artırılıp
artırılmaması gerektiği ise şirketlerin inisiyatifine bırakılmıştır.
Ancak, bu uygulama nehirlerin sağlığını korumak için yeterli
değildir, nehirlerdeki farklı akış dağılımlarının dikkate alınması
gerekmektedir.

NEHİR EKOSİSTEMİNİ KORUMAK İÇİN HES PROJELERİNDE CAN SUYU
YERİNE ÇEVRESEL AKIŞ UYGULAMALARI TERCİH EDİLMELİ.

Nehir ekosisteminin bütünlüğünün korunması için, can suyu
uygulaması yerine, “çevresel akış” adı verilen uygulamalar tercih
edilmelidir.

Çevresel akış, farklı nehir sistemlerinde su ihtiyacını
bilimsel olarak değerlendirme metotlarına verilen genel bir addır.
Çevresel akışın en büyük özelliği, ekosistemi bütüncül olarak ele
alması ve hidrolojik döngünün ekosistem hizmetleri içindeki rolünü
saptamaya yönelik olmasıdır.

Çevresel akış temelde, nehrin su kalitesini korumaya yöneliktir ve bir nehir için çevresel akış metodu belirlerken, nehrin sağlığının ne derecede muhafaza edileceği,
çevresel varlıkların (biyolojik çeşitlilik vb.) koruma gereklilikleri,
nehrin insana sunduğu hizmetlerde kabul edilebilir risk boyutu
ve suyun diğer kullanımlarına (tarım, hayvancılık vb.) verilecek
öncelikler göz önüne alınır.

Sonuç olarak, çevresel akış sadece nehir ekolojisini korumaya yönelik değildir,
aynı zamanda sosyoekonomik koşulları da muhafaza etmeyi amaçlar.
Çevresel akış gereksinimleri farklı coğrafyalardaki nehirler arasında
önemli ölçüde değişebilir. Çevresel akış planlaması, bu farklılıklar
göz önüne alınarak yapılmalıdır. Farklı coğrafi ve iklimsel özelliklere
sahip olan ülkemizde, her bir alt klima bölgeleri için ayrı ayrı bilimsel
çalışma yapılmalı ve uygun çevresel akış metotları saptanmalıdır.