Biraz Muzır Bir Anı – Trabzon’lu Şöforlere katkı – Hüseyin Terzioğlu

0
716

Biraz Muzır Anı – Trabzon’lu Şöforlere katkı

-Hüseyin Terzioğlu

Hikayeyi benim öğrenmem 1986-87 yıllarında KTÜ’de okuduğum yıllar.

Önce hikayenin kahramanı şöförümüzden bahsedeyim. Hikayesini anlatacağımız şöforümüz rahmetli babam Kara Şefki (Şevki Terzioğlu) ehliyeti henüz emniyet ehliyet vermeye başlamadan önce 1953’lerde Belediyeden ehliyet alan şöforler döneminden. 14 yaşlarında başladığı mesleğini 70 yaşlarına kadar profesyonel olarak yapmış, Tuzla jip de kullanmış otobüs de, tır da…

Ama hikayeyi öğrenme biçimimin kendisi de ayrı bir hikaye. 1980 ‘li yılların ikinci yarısı KTÜ de öğrenciyim. Normalde Trabzon merkezde kalacak evim olmasına rağmen biriken çamaşır vs nedenlerle ara sıra Of’a köye Rize Belediyesi otobüsleri ile gidiş geliş yapıyorum. Yine bu gidişlerin bir Trabzon’a dönüş seferinde babam o zaman sadece gezmek için kullandığı 17M Ford’uyla beni Eskipazar’daki otobüs durağına bırakacak.

Kavak Camii’nin oradan köy yolundan indik, Kıyıcık merkeze dönmeden babam beni sağdaki otobüs durağına bıraktı ve karşı çaprazda Eskipazar Çay Fabrikasının yanındaki Hacı Nusret’in Akaryakıt istasyonundan yakıt almaya girdi. Bu arada ben durakta beklerken durağa 50-55 yaşlarında iki adam daha geldi ve onlarda vasıta beklemeye başladılar. Babam yakıtını aldı ve akaryakıt istasyonundan çıkıp Kıyıcığın içine giren yola girdi.

Yanımdaki iki adam da babamın arabasını tanıyarak biri diğerine sordu.
– Kara Şefkinun arabasi, tanirmisun?
– Ooo tanimam mi, Şevki Aga çok mukkalit adamdur dedi diğer adam.
– Hemda nasi hau Sürmene deki hikayesini bilurmisun dedi adamlardan biri diğerine?
– Yok bilmiyrum nasiidi?
Otobüs durağında hala tanımadığım iki adam babam hakkında, yanlarındaki delikanlının onun oğlu olduğumu bilmeden kendi aralarında konuşuyorlar.

İşte babamın bu hikayesini otobüs durağında benim onun oğlu olduğumu bilmeyen ve hiç tanımadığım o iki kişi sayesinde öğrendim.

1960’li yıllar Şeki Aga fabrikanın burunlu kamyonuyla”(Sonradan öğrendiğime göre Chevrolet Viking) Sürmene’de bir yere gitmiş. O zamanlar yollar dar, değil iki araba bir araba bile o yollardan zor gidiyormuş. Şevki Aga giderken bakmış önde sırtında dağ gibi bir ot yükü olan kadın tam yolun ortasından gidiyor. Korna çalmış, bağırmış bir türlü kendini kadına duyuramamış. Kamyonla iyice kadına yaklaşmış ve yavaşça arabanın burnuyla kadının ot yüküne arkadan dokunmuş. Kadın o koca yükle hafif yan dönmüş ve omuz üstünden arkaya bakmış koca bir kamyon. Derken kadın bu sefer yükü yolun dışına, yüzü yola dönük olarak kenara çekilerek arabanın geçeceği kadar yolu açmış. Şefki Aga’ da tam kadının hizasına gelip bir yandan da yan camı açmış ve durmuş. Kafasını dışarı çıkararak kadına :

– Hanım hanım demiş. Bu araba kocana benzemez. Üstüne çıktımı da aşağı inmez.”

Durakta adamın anlattığı hikaye bitti ama adamlar ayrı gülüyor ben ayrı gülüyordum.

Ama hem hikaye hem anlatılma yeri ve şekli ilginçti; adamlar anlattıkları hikayenin kahramanının oğlunun yanlarında olduğunu bilmiyor, ben babamın komik hikayesini durakta hiç tanıyamadığım iki yabancıdan dinliyordum.

Sağlıcakla kalın…

Not:Sürmene hikayesini daha sonra babama teyit ettirdim ama hikayeyi dinlediğim o iki kişiyi detaylı tariflerime rağmen tespit edemedik.

Hüseyin Terzioğlu,
6.Temmuz.2018