Bayram’ın son gününü Derebaşı platformunun kurucularından babam Faik Sarıalioğlu ile başbaşa dağlarda geçirdik.

Önce büyük HES tahribatına bütün doğallığı ve güzelliğiyle direnen Solaklı’yı geçtik boydan boya. Suyumu kestiler, akamıyorum ancak var ettiğim vadinin güzelliğine bir bakın diyordu adeta.

Sonrasında da Karaçam vadisinden geçerek Derebaşı Virajlarını çıktık. Sizler kadar anılarım yoksa da ancak kamyonet kasasında virajları çıkarken yaşadığım çocukluk heyecanları… Ancak yine de virajların tekrar açılmış olmasının ve oradan babamla geçebiliyor olmanın mutluluğunu derinden hissettim.

Bu kazanım sizlerin azmindendir. Teşekkürler. Sonrasında da Soğanlı geçidinden geçip babamla 2 yıl önce çıkmış olduğumuz Kırklar Dağı’na bir daha çıktık. Lakin bu sefer durum çok farklıydı. Araba yolu dağın eteğine kadar gelmişti. Bir önceki seferde 2 buçuk saatte kan ter içinde ulaştığımız Kırklar dağı zirvesine bu sefer 20 dakikalık yürüyüşle varmıştık.

Zirve, zirveydi ama zirveye ulaşmak artık bir zafer değildi. Onlarca, yüzlerce insan vardı. Ortada bir cümbüş, her tarafa yayılmış çöplükler. En nihayetinde ulaşılabilir olan herşeyi mahvetme içgüdümüze yenik düşmüş bir doğal güzellik daha.

İçimiz acıdı gerçekten. Umarım eski haline dönmesi için adımlar atılır. Ne yazık ki yöre insanında çevre duyarlılığı çok düşük. Bu güzelliğin içine doğmuş olmanın verdiği zenginlikle doğayı tahrip etmeye devam ediyoruz. Almanya’da yaşamam sebebiyle ne yazık ki uzaktan gururla takip edebiliyorum çalışmalarınızı.

Bu halkın çevre bilincine yapılabilecek en ufak katkı bile geleceğimizi güzelleştirmek için çok değerli. Yüksek müsaadenizle dünkü gezimizden birkaç fotoğraf paylaşıyorum. Kırklar dağındaki doğa tahribatını, çöplükleri ne fotoğraflamaya ne de sizinle paylaşmaya yüreğim el vermedi.

Vesile ile herkesin geçmiş bayramını kutlarım. Saygılar ve selamlarımla..
Ahmet Sarıalioğlu