Mısra-i bercesteler…

Batı’yı benzetirim hormonlu, yapay yeme;
Oysa ki, Anadolu’m sütü kesilmez meme…
……………….

Kaderle at başıdır irade-i cüz’iye
Koy ayrı kefelere, öyle bak teraziye…
……………….

Kim gurur-kebir’i indirir raftan;
Cennet’te Onundur sırmalı kaftan…
…………………

Gönül muhabbeti dilsiz olandır;
Dervişin kapısı zilsiz olandır.
…………………..

Özdeyişte her satır çok şeyler hatırlatır;
Yayı bilek gerer de, oku yürek fırlatır…
…………………..

Söylemeden bir sözü iyi geçir us’undan;
Kurşun geriye dönmez çıkarsa namlusundan…
…………………….

Rengi boyada ara
Nefsi haya’da ara
Süt, yoğurt olmamışsa
Suçu mayada ara…

Tahir Bulut

Ahmet Temel(Tahir) Bulut

Bercest Farsça bir kelimedir ve “seçkin” anlamı taşır. Dolayısı ile “Mısra-i Berceste” “seçkin mısra” demektir.

Şiirde bercest mısra, şiirin tema‘sıdır

Aslında mısra-i berceste, basit, anlaşılır, akla kolay kalan fakat çok derin anlamlar içeren mısralar için kullanılır ki, Yunus’un hemen hemen bütün mısraları böyledir.
O yüzden dilden dile söylenerek 13. Asırdan günümüze gelmişlerdir.
Tanıdıklara selam, sevilenlere hasret.
Huzurlu geceler…

 

Herkese selam, sana hasretNazım Hikmet‘in eşine yazdığı mektubun bitiş cümlesidir.
Ben de bitişe buna benzer bir cümle kullandım, neden mi?

Nazım’ın Münevver Andaç hanımla evlenmeden yaptığı çocuk olan Mehmet Nazım Paris’te ölmüş de ondan.

“Nazım Hikmet ve Oğlu”

Nazım’dan hayatta kalan tek varlıktı oğlu Mehmet, ressamdı; 67 yaşında Paris’te ölmüş.

Baba-oğul ikisine de rahmet olsun.

Allah taksiratlarını bağışlasın.


Nazım’ın oğlu için yazdığı şiir:

“Karşı yaka memleket,sesleniyorum Varna’dan, işitiyor musun?
Memet! Memet!

Karadeniz akıyor durmadan, deli hasret, deli hasret, oğlum, sana sesleniyorum, işitiyor musun?
Memet! Memet!”


Bu şiiri Bulgaristan’da iken yazdığı için “Karşı yaka memleket” diyor.