HAYDEN! Çay Bahçelerini sökmeye – Şeref Saral

0
912

HAYDEN ÇAY BAHÇELERİNİ SÖKMEYE!

Eskiden her evin bahçesinde çeşit çeşit meyve ağaçları bulunurdu.
* Rus armutu…
* Yaz armutu…
* Demir elması (mayhoş-ekşi)…
* Muşmula…
* Trabzon hurması…
* Karayemiş…
* Kırmızı ve sarı erik…
* Kokulu üzüm…
* Kırmızı elma (tatlı)…
* Beyaz ve kara dut…
* Ceviz…
* Portakal…
* Mandalina…
* Limon…
* Siyah incir…
* Yeni dünya…
* Kestane..
* Malez üzümü…
* Kabak elması (iri)… (unuttuklarımı siz tamamlayın)

İnsanlar yaz tatilinde o meyvelerden yemek için memlekete gitmenin planlarını aylar öncesinden yapar, gittiğinde de o meyvelerden hem doyasıya yer hem de komşularına ikram ederdi. Arta kalanlar ise börtü böcek için ziyafet olurdu adeta.

Şimdi o meyve ağaçlarından hangimizin bahçesinde kaç tane kaldı bilmiyorum.

Dağ, taş, orman, meşelik gibi her yer çay bahçeleriyle dolduruldu. Ne mis gibi dikenli salatalık kaldı ne de kolivalık taze mısır.

Balkabağı,ayşe kadın fasulye,karalahana hepsi nostalji oldu sanki.

Memlekete (Of’a) giden hemşerilerimizin çoğu eski güzelliklerin kalmadığından şikayet ediyor. Haklılar tabi. Ama zannedersem özlemini çektikleri o güzellikleri yaşatmak adına, hiç bir adım atılmayışının bedelini ödüyorlar.

Çalışkandır Karadeniz İnsanı. Ferhat gibi dağları delmemiştir ama set set, teras teras, basamak basamak işleyerek şiddetli yağmurlara karşı güvenli liman haline getirmesini bilmiştir. Keçinin bile yürürken başının döndüğü o sarp ve yamaç Karadeniz dağlarını.

Ne için?
Çay için tabi…!

Bir sevdanın adıdır Karadeniz’de çay. Hayaller, ümitler, planlar her şey onun üstüne kurulmuştur adeta. Kahvede, camide, sokakta, çarşıda, pazarda, düğünde, cenazede, her yerde konuşulan tek konu başlığıdır çay. Diğer konular çaydan sonra gelir.

Boş bulduğu her yeri çay kafulu (ocak-küme-grup) ile doldurmuştur benim insanım. Bir tek mezar yeri bırakmıştır geriye.

Bir tek şeyi unutmuştur nedense… Meyve ağaçları dikmeyi.

İki sorunun cevabı da hayır ise yapacak bir şey kalmadı demektir. Allah rahmet eylesin…!

İşte bu nedenle Türkiye’nin en pahalı sebze ve meyvesi Karadeniz’de satılıyor. Niçin mi? Üretim yok ta ondan.

Tüketim, tüketim, tüketim… Habire tüketim. Gelen kazıklıyor, giden kazıklıyor mübarek. Bir an önce aslımıza rücu etmemiz lazım arkadaşlar. Yoksa bu gemi böyle yürümeyecek.

Aslında yapılacak iş çok basit. Topu topu 1 dönümlük çay bahçesi söküp atıp yerine çeşit çeşit meyve ağaçları dikmek.
— Amasya elması…
— Afyon Napolyon kirazı…
— Malatya kayısısı…
— Yalova cevizi…
— Washington portakalı…
— Bursa şeftalisi…
— Manisa Sultani üzümü…
— Papaz eriği…
— Ereğli vişnesi…
— Alanya yeni dünyası… vb.

Bir de bahçenin bir köşesine başta soğan, patates, tere, sarımsak, maydanoz, roka, turp, kara lahana, bezelye, ayşe kadın fasülye, kuru fasülye, nane, brokoli, bürüksel lahanası, domates, biber, patlıcan gibi mevsim sebzeleri dikmek lazım…Aksi halde kursağımızdan ilaçsız, hormonsuz ve GDO‘suz gıda geçmeyecek.

Şeref Saral
3 Ağustos 2018
Aksu-Antalya