Akıl; göreceli kavram…
Madem konu Cumapazarı, buranın yakın tarihindeki iz bırakmış bazı kişilerin karakteristik özelliklerinden de bahsetmek gerek.
Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın şu dizelerini yaşam felsefesi edinmiş, toplumca “meczup” sayılan kişilere her zaman nazik, hassas, saygılı ve itidallı yaklaşmışımdır;
“Harabat ehlini hor görme Zakir
Defineye malık viraneler var…“
Bahsedeceğim kişi hepinizin iyi tanıdığı merhum Dursun Saral.
Dursun’un bazı özelliklerine tanık olmuşum.
Mesela benim köyümdeki yetimleri olan bir aileye her maaş aldığında düzenli para gönderirdi.
O yetimlerin babası fabrikadan arkadaşı idi.
Dursun’un cenazesinde de bulundum ve hocanın şöyle dediğine şahit oldum; ” Bu rahmetli var ya bu rahmetli, Kuran kursumuza ne kadar yardım ettiğini söylesem size şaşarsınız.!”
Herkesin yaptığı iyiliğin faydası kendine, İnşallah yaptıkları ötede ışığı olur.
Bu olayın ana teması farklı; bazen “deli” diye nitelendirdiklerimiz ve aklımızca ‘alay’ ettiklerimiz öyle bir cevaplar verir ki bize; şaşakalırız.!
Arap Selahattin, oğlu Gökmen’in Dursun’a çok takıldığını duymuş, oğlunu uyaracak yerde Dursun’u uyarma cihetine gitmiş ve O’na şöyle demiştir:
–Dursun, duydum bizim Gökmen sana çok takılıyor, her ne söylersen söyle ona lakin sakın anasına küfretme.! Bak seni uyarıyorum.! Karabük’te iken Gökmen çocuktu, başka bir çocukla kavga ederken o çocuk Gökmen’e küfretti, ben de o çocuğun anasını aldım ikinci eşim yaptım.
Dursun:
–Tamam benden yana sorun yok lakin Gökmen bana küfredip duruyor, şimdi ben ne yapmam lazım? Anasını mı almalıyım?
![]()
Gördünüz mü cevabı?
Bu vesile ile başta rahmetlik Dursun olmak üzere bütün geçmişimize rahmet dilerim.
Nurlar içinde yatsınlar inşallah.
Tahir Bulut
Dursun’un bir fotoğrafını bulup buraya eklerseniz güzel olur.
Herkes hayırla yad etsin dilerim.

Faik Sarıalioğlu
Dursun iyi dostumdu. Hatırımı sormadan geçmezdi. Arada bir kahvede ya da önünde oturduğunda yanından geçerken kalkar, selamlar, oturmam için buyur ederdi. Bacak bacak üzerine bir atışı ve kahveciye “hocamıza bir çay” deyişi vardı, sormayın.
Hızla ilerleyen karaciğer yetmezliğinden kaybettik Dursun’u. Cenazesine katılma olanğım olmadı. Çoğu kişiden kalabalık bir cemaatı vardı. Köydeki hamisi Orhan Saral’dı
Ahmet Fikret Mollasalihoğlu
Askerlik işini Erzurumda halletmiştik,sevgili Orhan Saral getirmişti Erzuruma,Mareşal Fevzi Çakmak askeri hastanesinden askerlik yapamaz raporu almasına yardımcı olmuştuk.Allah rahmet eylesin.
Ercan Yılmaz
Dursun saralın topluma kazandırılmasında en büyük etkisi olan dayım Orhan Saral‘dır.Onu bölümlü çay fabrikasında ise sokmuş ve kol kanat germiştir.
Dayım Orhan Saral şimdi İskenderun payasta ikamet ediyor ve bir yıldır kanserle mücadele ediyor. Buradan kendisine şifalar diliyorum. Muhtarım sana da çok teşekkür ediyorum. Dursun Saral’ın hiç bilmediğimiz bir yönünü buradan bize hatırlattığın için.
İnsanlar böyle güzel şeylerle anıldıkca geride kalanlara örnek teşkil ediyorlar.Nur içinde yat Dursun Saral.






























