Sait ve Resule Sarıalioğlu

Dursun Sarıalioğlu

ÜÇ BABANNEMDEN BİRİ RESULE SARIALİOĞLU

Tenzile – Miktat Sarıalioğlu kızı 1911 Doğumlu. Çocuklar olarak biz onu “hasta babaanne” olarak tanıdık. Ciddi bir damar hastalığı nedeni ile hayatının son yıllarını yatakta geçirdi. Biz onun hep bu halini gördük. Hayat hikayesini çok sonraları öğrendik.

Tenzile ve Miktat çiftinin Dursun ve Resule adlarını verdikleri iki çocukları vardı. Miktat dede 1. Dünya Savaşı’na gider bir daha dönmez. Son haberi Çanakkale’den gelir. Muhtemel orada ölmüştür.

Resule babaannenin annesi Tenzile iki çocuğu ile köyde yaşam mücadelesi vermeye başlar. Ama ne mücadele? Toprakları hayvanları vardır. Ama o zamanlar erkeği askere gidip gelmemiş ya da erkeği ölmüş her ev gibi onların evi de çok kötü günler yaşayacaktır.

Evin erkek kardeşi Dursun o zamanki muhtara yevmiye ile uzun zaman çalışır. Fakat muhtar parayı ödemeye yanaşmaz. Muhtarın Dursun’la yaşıt oğlu babasının zulmünü bilir ” merak etme der ben babamın cebinden para çalıp sana paranı vereceğim”. Verir de. Tabi muhtar bu işi fark eder ve hemen gelip Dursun’u sıkıştırır. Hırsızlıkla suçlar, korkutur, köyden kaçırır. Bir kaç hafta sonra Dursun’un Rize de olduğu haberi gelir. Resule yola revan olur. Gider arar sorar soruşturur ama bulamaz. Artık ana kız yalnız kalmıştır. Ev de erkeksiz.

Resule Kaşifoğlu Sait (Mehmet) Sarıalioğlu ile evlenir. Çok geçmeden annesi ölür. Ocak sönmemiştir. Resule kocası ile babasının evinde oturmaya başlamıştır.

Sağlam kadınmış anlatılanlardan öğrendik sonraları. Merhametli akıllı çalışkan fedakar. Çocukları olmamış. O kadar fedakar ki kocasını evlendirmiş düşünebiliyor musunuz kocasını evlendirmiş! Kuma almış kendine. Kusur bendedir demiş doğar bu evde bir çocuk şenlenir ocak ümidiyle. Ama kumasının da çocuğu olmamış. Demek ki kusur dedemde imiş.

Yıllar birbirini kovalar. Ömür sona yaklaşır. Sait kardeşi Ahmet’ten oğlu Zeki’yi evlatlık olarak ister. Zeki evlenip yanlarına yerleşir. 1983’de yaklaşık 80 yıl sonra evde çocuk sesi duyulur. O çocuk benim. Dünyalar Resule’nin olur. Hele çocuğa kardeşi Dursun’un adının verilmesi onu bir kat daha mutlu eder. Son yıllarını hastalıkla geçirir. 1988 yılında vefat eder.

Öz babaannemi hiç tanımadım ben doğmadan çok önce vefat etmişti. “Hasta babaanne” diye tanıdım ben Resule’yi çünkü evde bir başka babaannem daha vardı Resule nin kuması Hanife. Birisi babaanne idi diğeri hasta babaanne. Bir de tanımadığım öz babaannem ile tam üç babaannesi olan bir çocuktum.

Dünyada kumasından râzılık veren ona rahmet dileyen başka bir kadın daha var mıdır acaba? İşte Resule öyle bir kadındır ki kuması Hanife ondan her adı anılışında râzılık verir,rahmet diler. Mahalle camisi inşaatında Resule boynundan ana yadigarı beşlisini ve zincirini indirir cami yapımına verir.

Bir de kedi sevgisi vardır Resule’nin. Torunu Dursun’un kedinin tabağından yediğini gördüğünde korkar. Bir daha da eve kedi almaz.

Köylerimiz; Karadeniz köyleri nice yaşanmışlıklar barındırır ki günümüz insanının aklı almaz. Nice acılar nice kayıplar. Her şeye rağmen direnen insanlar özellikle kadınlar. Karadeniz kadınları. Eli öpülesi analar. Cennetin ayağının altında olduğu analar.

Bu vesile ile bütün cefakar Karadeniz kadınlarının geçmişlerimizin kabirleri nurlarla dolsun.

Dursun SARIALİOĞLU

01.Ekim.2018, Trabzon

Faik Sarıalioğlu
Dursun. Evlat kalemine, yüreğine sağlık. Yengem hakkında söylenecek o kadar çok şey var ki!. Ama en önemlisi bizi çok severdi. Hiçbir kötü sözünü duymamışımdır, hiçbir azar işitmemişimdir.

DAĞLARDA sığır beklemeye Kaban’a (evin bulunduğu yer) gittiğimde eline bir tas, mısır ekmeği doğranmış mayalı yoğurt ve tazı tereyağı sürülmüş mısır ekmeği ile peşimizden geldiği çoktur. Benden en çok istediği köyde ve dağdaki evinin çatısı sızdırdığında KİREMİTLERİ DEVİR etmemdi. Bunu küçük yaşlarımdan itibaren yapardım.. Çatıda beni gören komşuları Resule çocuk kiremitleri kıracak dediğinde bırakın o herkesten iyi yapar derdi. /// Dağla kaldığım bazı akşamlarda gidip evinde yatardım. Tabii ki gecenin geç saatlerine kadar çayırda TIRMIKLA kaydırak yapmama izin vermek şartı ile. // Ormanlarda hep bir şeyler mırıldanarak dolaşırdı.

ARMUT YATAĞI yolunda (orman içinde küçük bir otlak alanı) taşın üzeride oturup hazir türküler söylediği de olurdu. Dağdan çayır taşırken TORTUM (tortom) yükünü sevmez. Kazıkla çayır ve eğlenti otu -“ifteri” taşırdı. KIŞIN ormanlardan yaprak toplamaya gittiğinde Cami’nin altında yolunu keser, toplandığı “mamulaları” alırdık. Mevsimin meyvesi ne ise getirirdi.

// Son yıllarda karındaki büyük damarda “anevrizma” adını verdiğimi büyük bir genişleme ve yırtılma oldu. Operasyonu mümkün olmadı. // Kaderin hiç gülmediği bir kadındı. Öyküsünü Dursun iyi özetledi. // Babam Ahmet Sarıalioğlu’nu çok severdi, çok güvenirdi. Çocukluğundan beri yakın akrabanın erkeklerinden ciddi eziyet gördü. Kimsesizlik, mala düşkün komşu ve akrabalar her zaman sorun oldu. Bu öyküler mezara kadar taşındı. // Babama annesi Tenzile halanın ölüm döşeğinde kendisini çağırıp: “Ahmet, benim ölümünle kızım dünyada kimsesiz kalacak. Kızımı sana emanet ediyorum ediyorum” demiş. Babam yaşamı boyunca bu vasiyeti tuttu. Mekanları cennet olsun.

Dursun Sarıalioğlu
Faik Sarıalioğlu Amca benim anlattıklarım duyduklarım senin anlattıkların yaşanmışlıklar.O yüzden asıl senin yüreğine sağlık.

Yazıyı okurken seni blaciyada çatıyı devrederken rahmetli “hasta babaannemi” armutyatağı yolundaki taşın üzerinde oturup türkü söylerken görür gibiyim.

Ayşe Yadigar Saral
Sevgili Dursun Kardeşim ; Aynı topraklarda yaşadığımız insanların, gerçek yaşam öykülerini yıllar sonra bu platformda , değerli üyelerin anlatımları sayesinde öğreniyoruz. Filmlere konu olabilecek ne öyküler vardır kimbilir, henüz anlatılmayan.Tüm aile büyüklerinizi rahmetle anarken, hepimize örnek paylaşımın için , teşekkür ederiz…

Dursun Sarıalioğlu
Ablacım, Çok kısa zamanda neler neler öğrendik kimleri kimleri tanıdık bu platformda.Hiç tanımayıp masal gibi hayat hikayelerini dinlediğimiz insanların yanında tanıyıp ta hafızamızdan silinmeye yüz tutmuş yakınlarımız köylülerimizi de yeniden bulduk, bulmaya devam ediyoruz.

Fatma Türk
Dursun, gönlüne sağlık .Ne güzel anlatmışsın.Çok severdik Rasule teyzeyi ve babamı yangından kurtarmış Hacı Seyit amcayı.Mekânları Cennet olsun.Ne fedâkâr,cefakâr ve güçlü kadınlardı onlar.Küçük teyzemin ve annenin ellerinden öp benim için.Annen de çok kıymetli bi hatun.Bir gün onu da tanıtırsın belki.

Erol Saral
Güzel anlatmışsın Dursun anlattıkların bir kısmından sonrasını bende büyüklerimizden duymuşumdur Ben rahmetliyi çok iyi tanırım Dağlarda çobanlık yaptığım zamanlar çocukluğumda sığırlarımıza obanızın çimenliklerinde otlamalarına izin verirdi Ve bana da inekler otlarken yemek verirdi. Ben kendisini çok iyi bir insan olarak bilirdim Allah rahmet eylesin mekanları cennet olsun inşallah

Özlem Sarıalioğlu Geyik
Evet o bizim hasta babaannemizdi. Bende onu mavi boyalı yatağında yattığı zamanları bize hastalık bulaşmasın diye hep bizden ayrı yediği anları ve kapının orada oturduğu zamanlar hep yanına gidip boğazındaki zinciri istediğimi bilirim. Arada verirdi takardım. Benden mutlusu yoktu o zaman. Ve bana derdi kızım ben ölünce bu senin olacak diye ve öyle oldu. Allah nasip ederse benden de kızıma aile yadigarı olarak kalacak. Allah nurlar içinde yatırsın onu. Ve ne gariptir ki ölümünü cenazesini hatırlamıyorum. Ölüm tarihini ağabeyim doğru yazmışsa o zamanlar 4 yaşındaymışım. 😭😭😭