Derebaşı virajlarından gidipte Yanık Ahmet’in yerini bilmeyen var mıdır acaba?
Hiç sanmam,yoktur herhalde.Eğer varsa ben Derebaşı yolunu çok iyi biliyorum demesin sakın. İnanan bir Allah’ın kulu çıkmaz çünkü.Ya gözlerini kapatmıştır ya da uyurken geçmiştir o ölüm virajlarından. Zira o mekanı anlatmadan Derebaşı’nın tarihini yazmak mümkün değildir.
Yanık Ahmet’in yerini dilimiz döndüğünce anlatalım o vakit.
Dışarıdan bakıldığında son derece mütevazi bir yol üstü mekanı gibi görünürdü Yanık Ahmet’in yeri.Ama gerçekte durum hiçte öyle değildi.Bir başkaydı orası,büyülü bir havası vardı.
Her daim yanan sobasıyla sıcacık bir baba ocağı gibiydi.
Hepsi bu kadar mı?.
Hayır..!
*** kâh bir cankurtaran istasyonu,
*** kâh kazazedelere ilk yardımın yapıldığı revir,
*** kâh araba tamir atölyesi,
*** kâh lastik değiştirme yeri,
*** kâh yolunu kaybedenler için sığınak,
*** kâh zamansız doğum yapan hamileler için doğumhane,
*** kâh beş yıldızlı otelden çok daha üstün bir han.
— Çok kamyon yuvarlanmıştır Derebaşı virajlarından. Yuvarlanan kamyonlardan şanslı olanlar bir alttaki viraja takılı kalarak kurtulmuş, şanslı olmayanlar ise ta aşağıdaki dere yatağına kadar yuvarlanıp paramparça olmuştur.O Kamyonlardan geriye sadece hurda yığınına dönmüş bir şasi ve nesilden nesile anlatılacak olan hüzünlü hikayesi kalmıştır.
Virajlardan uçan kamyonların yardımına koşan ilk kişi Yanık Ahmet olurdu hep.
— Yoğun sis ve dumandan yolunu kaybedenler olurdu.Bu yolcular gecenin hangi saatinde olursa olsun Yanık Ahmet’in kapısını çalardı…
— Arabası bozulanlar, freni patlayanlar,balatası yananlar,tekeri yarılanlar hep onun mekanına koşardı…
— Nice doğumlara ebelik etmiştir Yanık Ahmet’in hanımı.Hatta handa doğan bir bebek orada bir hafta kadar kadar kalmıştır.Ve o bebek yıllar sonra yetişkin bir delikanlı olarak çıkıp gelmiş ve Yanık Ahmet’in torunu Turgut’a durumu anlatmıştır.Hikayeden sonra oturup birlikte ağlamışlar tabi.
— O çetin yolculuk sırasında hastalananlar,ekmeksiz ve susuz kalanlar için ilk cankurtaran istasyonu gibiydi orası…
— Mekanın sıcaklığı ve mekâncının samimiyeti dillere destandı…
Derebaşı virajlarının varmadan aşağıda derenin hemen yanındaydı.Derenin güldür güldür akan suları çoğu zaman mekanın içine kadar gelirdi.Tamamen ağaçtan yapılmıştı.Her şeyiyle doğaldı.İki katlıydı.
Mekanın içi hakkında pek bilgim olmadığı için bizzat Yanık Ahmet’in torunu Turgut Yanık‘ı aradım ve bilemediğim bazı ayrıntıları kendisine sordum.
Bundan sonrasını Yanık Ahmet’in torunu Turgut Yanık‘tan dinleyelim.
Hocam mekan iki katlıydı.Alt katta yemek masaları ve her daim yanan bir soba bulunurdu.Üst kat han olarak kullanılırdı.Handa aynı kırk- anda elli kişiyi yatırmaya yetecek kadar yatak ve yorgan bulunurdu.Nice yolcular ağırlandı o handa.
Alt katta yanan büyük sobanın üzerinde her daim kızarmış kuzu eti ve demli çay bulunurdu.Bayburt servisleri sırf çay içmek için handa mola verirdi.
Dedem araçlarda olan çoluk çocuğa buradan et yemeden geçilmez derdi ve çocuklara kendi eliyle et yedirirdi.
O çocuklardan olan Kenan Saral ve Mehmet Saral bunu halen anlatırlar ve ben inan ki gururlanırım.
Bazı yolcular para vermek istemezlerdi. Derebaşın’da para vermeden geçmek isteyenleri özellikle dedem bedava ağırlardı.
Of’tan ve Cumapazarından gelen kamyoncular mekâna uğramadan asla geçmezlerdi.Nice büyük insanları ağırladı o mekân.
Ve mekanın bu günkü hali.
Hocam bana gelince;eski mekanı yıkıp yerine güzel bir şey yapayım dedim ama beklediğimden çok fazla masraf çıktı karşıma.Alt kat 75 metre kare.Üst katta misafirleri ağırlamak için odalar var. Mekân henüz tam olarak hizmete hazır hale gelmiş değil. Biraz eksikleri var. Ama 22 temmuzdaki doğa yürüyüşünde iki elim kanda bile olsa mekânı açacağım ve başta sen ve Faik Sarıalioğlu hocam olmak üzere bütün “Derebaşı Platformu” yönetici ve üye arkadaşlarıma kendi elimle çay ikram edeceğim.
O gün çaylar benden.
Evet dostlar durum böyle işte.
Unutmadan;özel arşivinde bulunan bazı fotoğrafları Zühre Saral Gökağaç aracılığıyla gönderen Sami Ayan beye teşekkürlerimi iletiyorum.
Önemli Not;Yanık Ahmet‘in yerini anlatırken,gözden kaçırdığımız,unuttuğumuz ve atladığımız hususlar olmuştur mutlaka.Eksik kalan yerleri yorumlarınızla tamamlamanızı rica ediyorum.
Yazar: Şeref Saral

13 temmuz 2018
Manavgat-Antalya






























